Lületaşı denilince aklımıza hemen Eskişehir gelmektedir. Deniz köpüğü, beyaz altın, sipiyolit, taloy küfidi, merşal tüm bu isimler tek bir maddeye ait aslında; Lületaşı. Dünya Lületaşı rezervinin %70′ i Türkiye topraklarında bulunmaktadır. Bu rezervin çok büyük bir kısmı Eskişehir topraklarında yer almaktadır.

Dünyada Somali, Kenya, Tanzanya ve Meksika’ da da Lületaşı yatakları bulunmaktadır. Ancak kalite olarak baktığımızda Eskişehir’ de çıkarılan taşın kalitesi diğerlerine oranla oldukça yüksektir.

Beyazlığı, dayanıklılığını ve verimliliğini dikkate alırsak dünyada ki hiçbir türle karşılaştırılamıyor. Bu nedenle Eskişehir taşı diye de anılmaktadır.

eskisehir luletasi muzesi

Lületaşının Çıkarılması

Lületaşı yer altında hafif ıslak halde bulunmaktadır. Bu durum işlenmesini kolaylaştırır. İşlendikten sonra ise nemini kaybederek sert bir hal alır ama boyutunda bir değişiklik görülmez. Taşın kuruması sonucunda tekrar nem ve gaza maruz bırakılarak taşın tekrar nemi emmesi beklenir.

Lületaşına ulaşabilmek için yüzeyden başlayarak dik şekilde dar bir kuyu kazılmalıdır. Kuyuyu kazdıktan sonra etrafını odunlarla çevirip toprak kaymasını önlemeliyiz. Lületaşı katmanına ulaşınca yatay olarak devam edilmelidir. Bazen yeraltı suyuna ulaşırız ama hala lületaşına ulaşmamış oluruz, bunun için suyu da boşaltmamız gerekmektedir. 50 yıldır Lületaşı çıkartan bir amcamız ben kendimi bildim bileli 2 kişi hayatını kaybetti diyor bu madenlerde, eğer dar yollar açar ve geçtiğimiz yerleri çıkarttığımız topraklarla doldurursak güvenli bir şekilde çıkartırız demek istiyor.

Lületaşı İşlemeciliği

Daha önceleri ham olarak ihraç edilen Avusturya’ da işlenerek dağıtıldığından, günümüzde halen Avusturya taşı olarak diye de adlandırılır. Ham Lületaşının ihracatının 1970 li yıllarda durdurulması ile Cumhuriyet döneminde yetiştirilmiş Eskişehirli ustaların ellerinde işlenmeye başlamıştır.

eskisehir luletasi muzesi

Zamanında 450 atölye bulunan Eskişehir’ de şimdilerde 10 atölye ancak bulunmaktadır. Zamanında tütün araçları, özellikle pipo gibi ürünler yapılırken şimdilerde ise estetik değeri yüksek ürünlerde yapılmaktadır. Lületaşı üzerindeki nemi kaybetmediği sürece kolay olarak işlenebilir. Özel olarak hazırlanmış bıçaklarıyla her türlü şekil verilebilir.

Eskişehirdeki ustalarımızın en büyük sıkıntıları Lületaşına ülkemizde yeteri kadar değer verilmemesinden dert yanmaktadırlar. Özellikle Eskişehir’ de iki tane üniversite olması ve el sanatları bölümünde neden Lületaşına yer verilmediğinden muzdaripler. Ustalarımız, “biz aynı şeyleri yapıp duruyoruz, yeni yetişen gençlerimizin ellerinde olsa Lületaşına farklı bir boyut kazandırabilirler farklı ürünler çıkartabilirler” demek istiyorlar.

luletasi

Osmanlı döneminde 3 ihracat ürünümüzden bir tanesi olan Lületaşı şimdilerde ise yok olmaya yüz tutmuş diyebiliriz. Taşımızın yurt dışında çok daha değer verilmesi gerçekten acı verici bir durum değil mi? Özellikle Viyana’ da taşımıza pırlanta değeri veriliyor dersek abartmış olmayız belki de.

Yaklaşık 300 yıldır dünyanın en iyi pipolarının yapımında kullanılan Lületaşı zaman içinde yanlış tanıtım ve uygulamalarla itibarını kaybetmiştir. Tozuyla alçıyı karıştırıp pipo yapıp pazarlara yerleştirilmesiyle gerçek lületaşı itibarını yitirmiştir. Nedense bu olay yabancı gelmiyor bizlere değil mi? Her ne olursa olsun bizler bunu hep yapmıyor muyuz?

Günümüzde zamanla azalan atölye  sayısı ve ustaların bildiklerini öğretemediklerinden zamanla kaybolması muhtemel bir sanat. Eskişehir’ in Odunpazarı ilçesinde bulunan Lületaşı müzesinde yerli ve yabancı sanatçıların eserleri bulunmaktadır.

Lületaşı

Bu el işçiliği babadan oğla, ustadan çırağa öğretilerek devam etmektedir.Yurt dışına ihracatı oldukça az olan Lületaşı eserleri sipariş üzerine yapılmaktadır.

Beyaz ve beyaza yakın olana Lületaşı yer altında nemli halde bulunmaktadır. Bu nemli dokusu sayesinde kolaylıkla yontulabiliyor. Yeryüzüne çıkarılmış parçalar kısa bir zaman sonra doğal nemini kaybederek kuruyor, ama şeklinde herhangi bir değişim olmuyor. Çok dirençli ve sert bir hal alıyor.  Bu özelliğinden dolayı çok iyi bir pipo malzemesidir.

eskisehir luletasi

Lületaşı vitrinleri süslemeden önce tam 32 işlemden geçiyor. Bu işlemler genel olarak çırpma, saykal, kaba alımı, perdah, tandırlama, ıslak hava, ovma, parlatma, tasnif, ve kutulama gibi. Tamamlanan Lületaşı eserler beyazlatılmış ve yeteri kadar ısıtılmış bal mumuna batırılarak cilalanıyor. Bu işlem gerçek lületaşı ile imitasyonu birbirinden ayırıyor. Cilalama süresini ustalarımız göz kararı ile belirliyorlar.

Lületaşı Efsanesi

Tabi bu kadar eski bir madenimiz olan Lületaşının bir hikayesi bir efsanesi olmaz mı? Hadi biraz da ondan bahsedelim. Efsaneye göre Lületaşını ilk bulanın ve yeraltı yolunu ortaya çıkaranın bir Köstebek olduğu söylenmektedir.

Çobanın bir tanesi Karatepe bölgesinde köylere gider, koyunlarını otlatır, yorgun düşer ve karnı acıkır. Bir yere bağdaş kurup azığını çıkartır ve yemeğini yemeye başlar. O sırada topraktaki bir delikten bir canlının aktaş topraklarını yüzeye çıkarttığını görür ve bir aktaşı eline alıp çakısını çıkartıp, taşı yontmaya başlar. İlk çakı darbesi ile o taş çok güzel bir kız haline gelir. Kız dile gelir ve” insanoğlu bana kıymasaydın” diye bağırarak köstebeğin açtığı delikten girerek kaybolur. Çoban ise kızın ardından başlar deliği kazmaya. Günler geçer, çobandan haber alınamaz. Delikanlıyı bulan köylüler yerin 7 kat altında daracık bir kuyuda elinde sımsıkı tuttuğu aktaşlarla birlikte boğularak bulurlar. Avuçlarında tuttuğu bu taşlar Lületaşıdır. Lületaşı işleyenler için bu efsane çok büyük bir anlam ifade eder. Her bir Lületaşı parçasında çobanın ölüme sürüklendiği sevdanın izleri bulunmaktadır.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here